Son günlerin heyecanla izlenen aksiyon filmi tadındaki gündemi "Cemaat-AKP" kapışması. Yaklaşık bir aydan bu yana süregelen ve gündemi meşgul eden bu kapışma 2 Aralık itibari ile yerini sakinleşmeye bırakacaktır. 2 Aralık günü toplanan bakanlar kurulunun ardından açıklama yapan duygusal, zaman zamanda ağlamaklı hükümet sözcüsü Bülent Arınç, hadisli madisli bir açıklama yaptı ve kapışmaya bir mola verdi. Açıklamada dershanelerin kapatılıp okula dönüştürülme projesinin 2015-2016 öğretim yılında tamamlanacağı belirtilmiş. Yani AKP kanadından -her zaman olduğu gibi- geri adım gelmiş oldu. Arınç açıklamanın ardından bir de hadis patlatarak "mesajı alın" demeyi de ihmal etmemiş. Dershanelerin kapatılması konusunda "asla geri adım yok" diyen Erdoğan da, Gezi Parkı olaylarında olduğu gibi geri adım attığını yine kendi ağzından anlatmamış oldu. Karizmayı (!) çizdirmedi yani.

Yazının başında olayın aksiyon filmi tadında olduğundan bahsetmiştim. İşte filmin kısa bir özet senaryosu. Muhalif basında "bavulcu Baransu" diye anılan, eski yandaş yeni azılı muhalif gazete olan Taraf'ın yazarı Mehmet Baransu, gizli tutulması kanun gereği olan MGK belgesini açıklar. Belgede "cemaati bitirme planı" vardır ve altında da tanıdık simaların imzaları. Ardından yandaş ama cemaate bağlı, sözde "Hizmet"in neferleri (!), azılı muhalefet yapmaya başlarlar ve filmin gelişme kısmına aksiyonu bol olan sahnelerine geçilir. STV'de, Zaman'da ve internet ortamında Gülen'in, "kolum kanadım kırıldı" açıklamaları boy gösterir. Olaylar kızışmaya başlayınca bir de Arınç-Erdoğan kavgası patlak verir. Ama sonra barıştık edalarıyla birlikte oraya buraya gitmeler ve flört dönemi yaşanır orası ayrı. Ardından 29 Kasım'da Gülen'den "Cd'ler oluşturmak caiz şeyler değildir" açıklaması ile müthiş bir laf sokma girişimi gelir. Bu esnada Sözcü'den Emin Çölaşan ve Odatv'ye RTE'nin kardeşi hakkında 2 tane cd gönderildiği ortaya çıkar. Arada ki gazete yazarlarının kavgası da izlemesi ve okuması pek hoş olan enstantanelerdir.


Derken keyifli giden filmin final sahnesi geliyor ve tarih 2 Aralık'ı gösteriyor. Bir bakanlar kurulu toplantısı sonrası Arınç'ın açıklamalarıyla -2014 yerel seçimleri korkusuyla yapılan geri adım- belki görkemli bir final belki de bir seri filmin ikincisi için merak dolu bir final yapılıyor. Gelecekte göreceğiz diyelim...


Bir de tüm bunlar olurken uzun süredir sinyalleri verilen ama bir türlü adı konulmayan bir yakınlaşma, bir aşk daha ayyuka çıkıyor. CHP'nin cemaat aşkı. Daha doğrusu iktidar olma hevesi adına yaptıkları hamlelerden birisi diyelim biz ona. Diğer kanatta cemaatin de AKP'ye karşı bir gözdağı verme hamlesi olduğu aşikar. Bu gözdağı hamlesi ve CHP'nin iktidar olma adına yaptıkları birleşince aradan Sarıgül'ün İBB adaylığı ve Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyareti çıkmış oldu. Cemaat STK'larının daveti üzerine, Türkiye'de kendi çıkarları uğruna her türlü pisliği yapan ve oyunu oynayan, ABD'ye giden Kılıçdaroğlu, sözde "Yeni CHP"yi ABD'ye tanıtma ihtiyacının olduğuna dikkat çekiyor. "Yeni CHP" ve Türkiye'deki bir partinin kendini ABD'de tanıtması ne demekse artık. Tabi bir de cemaatle kendi ulusalcı kesimini rahatsız etmemek için ufak ufak temaslar da var. Mesela İstanbul Bağcılar'da “Fethullah Gülen bilgedir, selamlıyorum” diyen bir ilahiyatçı olan Muhammet  Çakmak'ı aday adaylık için Kılıçdaroğlu'nun davet etmesi, mesela Elazığ'da CHP yönetiminin cemaat dershanesine giderek onlarla dertleşmesi ve mesela şu videodaki açıklamaları yapan Sarıgül'ün İBB için aday gösterilmesi gibi.


Bakalım önümüzdeki günlerde neler göreceğiz, ne filmler izleyeceğiz, neleri hazmetmeye çalışacağız nokta.