Yağma Sofrası ve Koltuk Sevdalıları
BasketbolNedir
CHP kurultayından sonra aklıma geldi de pek koltuk sevdalısı bir milletiz biz. Sadece siyasette değil toplumsal yaşamın her alanında bu böyle. Sporda, STK'larda, siyasette, devlet kurumlarında kısacası yönetici koltuğunun olduğu her yerde. Öyle ki kurumun, toplumun menfaati falan hiç kimsenin umurunda bile değil. Herkes kendi çıkarının derdine düşmüş. Bu duruma teşhisi herkes koymuş ama tedaviyi düşünen veya uygulamak isteyen hiç kimse yok. Ne yazık!
Koltuk sevdalılarından birkaçını dile getirelim ki olayın üzerindeki tozlar kalksın. Herşey net olarak anlaşılsın. En taze örnek olarak Kemal Kılıçdaroğlu var karşımızda. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra kurultay isteyenlerin isteklerini yerine getirdi. Demokratik bir davranış olarak görülebilir ancak gerek kurultayın yapılacağı tarih gerekse de yapıldığı yere bakılırsa amacın ne olduğu çok rahat bir şekilde anlaşılabilir. Kurultay öncesi doğal olarak hem Muharrem İnce hem de Kılıçdaroğlu açıklamalar yaptı. İnce'nin 2 seçim kazanamayan gider restine "anlamlı bir oy kaybı" olursa giderim diyerek karşılık verdi Kılıçdaroğlu. Nedir bu "anlamlı oy kaybı"? Bilen yok lakin ortadaki hakikat şudur: iktidar adayı olduğunu söyleyen bir partinin genel başkanı "iktidar olamazsam" değil, "anlamlı bir oy kaybım" olursa giderim derse onun iktidar adayı olduğuna kimse inanmaz. Koltuk sevdasına partisini küçük gösterme dışında hiçbir işe yaramaz böyleleri. Ayrıca cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aldığı oy, kendisine destek veren 14 partinin bir önceki yerel seçimlerde aldığı oydan daha az ise ve anlamlı oy kaybı denilen zırva bu değil ise nedir? diye sormak geliyor insanın içinden.
Siyasetten koltuk sevdalılarına devam edersek sıraya tabi ki Devlet Bahçeli'yi koymalıyız. Hezimete uğranan seçimden sonra bile özeleştiri yapmadan "Zahmet edip oy kullansalardı" diyerek seçmeni suçlayan birisi koltuk sevdalısı değil midir? İnsanın aklına "siz de zahmet edip adayınıza bir miting düzenleseydiniz" ya da "biraz daha düşünseydiniz seçimi nasıl kazanırız diye" demek geliyor. Bahçeli kaç seçim kaybetti ben bilmiyorum açıkçası. Ama bildiğim tek birşey varsa koltuğun tatlı geldiğidir.
Hayatın diğer alanlarındaki koltuk sevdalılarına da değinelim. Mesela Aziz Yıldırım. Her ne kadar başarılı bir kulüp yöneticisi olarak görsem de şike davası sırasında gördük ki o da koltuk sevdalılarından. Masumum dese de hatta masum bile olsa böyle bir soruşturma başladığında hemen istifa etmeliydi. Sonuçta kulüp Avrupa kupalarından 2 senelik men cezası almış ve tekrar ediyorum masum bile olsa adı şike ile anılmış kulübün. Bence bunlar yeterli sebepler. Ha sadece Fenerbahçe'de yok koltuk sevdalıları, diğer tüm kulüplerde, tüm spor dallarındaki takımlarda bunlardan var. Yıldırım Demirören mesela, İlhan Cavcav mesela...
Bürokrasinin içinde de, medyada da, özel sektörde de her yerde var bunlardan. Yönetilenler reaya olmayı kabul ettikçe olmaya da devam edecek. Adamlar yapıyorlar işte ne gerek var diyenler oldukça bunlar da olacak, olmalıdır da müstehaktır. Yazıyı Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma(Yağma Sofrası) şiirinden birkaç mısra ile sonlandırmak istiyorum. Buyrun efendim bakın ne demiş Tevfik Fikret:
Koltuk sevdalılarından birkaçını dile getirelim ki olayın üzerindeki tozlar kalksın. Herşey net olarak anlaşılsın. En taze örnek olarak Kemal Kılıçdaroğlu var karşımızda. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra kurultay isteyenlerin isteklerini yerine getirdi. Demokratik bir davranış olarak görülebilir ancak gerek kurultayın yapılacağı tarih gerekse de yapıldığı yere bakılırsa amacın ne olduğu çok rahat bir şekilde anlaşılabilir. Kurultay öncesi doğal olarak hem Muharrem İnce hem de Kılıçdaroğlu açıklamalar yaptı. İnce'nin 2 seçim kazanamayan gider restine "anlamlı bir oy kaybı" olursa giderim diyerek karşılık verdi Kılıçdaroğlu. Nedir bu "anlamlı oy kaybı"? Bilen yok lakin ortadaki hakikat şudur: iktidar adayı olduğunu söyleyen bir partinin genel başkanı "iktidar olamazsam" değil, "anlamlı bir oy kaybım" olursa giderim derse onun iktidar adayı olduğuna kimse inanmaz. Koltuk sevdasına partisini küçük gösterme dışında hiçbir işe yaramaz böyleleri. Ayrıca cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aldığı oy, kendisine destek veren 14 partinin bir önceki yerel seçimlerde aldığı oydan daha az ise ve anlamlı oy kaybı denilen zırva bu değil ise nedir? diye sormak geliyor insanın içinden.
Siyasetten koltuk sevdalılarına devam edersek sıraya tabi ki Devlet Bahçeli'yi koymalıyız. Hezimete uğranan seçimden sonra bile özeleştiri yapmadan "Zahmet edip oy kullansalardı" diyerek seçmeni suçlayan birisi koltuk sevdalısı değil midir? İnsanın aklına "siz de zahmet edip adayınıza bir miting düzenleseydiniz" ya da "biraz daha düşünseydiniz seçimi nasıl kazanırız diye" demek geliyor. Bahçeli kaç seçim kaybetti ben bilmiyorum açıkçası. Ama bildiğim tek birşey varsa koltuğun tatlı geldiğidir.
Hayatın diğer alanlarındaki koltuk sevdalılarına da değinelim. Mesela Aziz Yıldırım. Her ne kadar başarılı bir kulüp yöneticisi olarak görsem de şike davası sırasında gördük ki o da koltuk sevdalılarından. Masumum dese de hatta masum bile olsa böyle bir soruşturma başladığında hemen istifa etmeliydi. Sonuçta kulüp Avrupa kupalarından 2 senelik men cezası almış ve tekrar ediyorum masum bile olsa adı şike ile anılmış kulübün. Bence bunlar yeterli sebepler. Ha sadece Fenerbahçe'de yok koltuk sevdalıları, diğer tüm kulüplerde, tüm spor dallarındaki takımlarda bunlardan var. Yıldırım Demirören mesela, İlhan Cavcav mesela...
Bürokrasinin içinde de, medyada da, özel sektörde de her yerde var bunlardan. Yönetilenler reaya olmayı kabul ettikçe olmaya da devam edecek. Adamlar yapıyorlar işte ne gerek var diyenler oldukça bunlar da olacak, olmalıdır da müstehaktır. Yazıyı Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma(Yağma Sofrası) şiirinden birkaç mısra ile sonlandırmak istiyorum. Buyrun efendim bakın ne demiş Tevfik Fikret:
Bu sofracık, efendiler - ki yalayın yutun diyor.Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;şu milletin ki acı duyuyor ve can çekişiyor,fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...Yiyin efendiler yiyin, bu iştah sofrası sizin;doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
Etiketler: Gündem, koltuk sevdası, Siyaset
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarımızda düzgün bir Türkçe kullanalım. Ayrıca küfür,hakaret,aşağılayıcı söz içeren yorumlar silinecektir.